Kayıtlar

#GürkanPur #Hâfî #Şiir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dokunaklı Sözler

Yaşım dolayısıyla yaşamıyorum, Anlamını yeniden öğrendim kelimelerin, Ne bekliyoruz, Çevremde çabucak bir parça, Tam zamanı değil mi seslerimin... Savaşta yorgunuz şafakta suçlu, Bir garez mi bahsim göz yaşartıcı hazda, Maarif yolunun mayın tespiti için, İnce önlüklü istikbal birlikleri, Her biri anasının gülü dipdiri, Tabâbet üryan bir cisim halini alınca, Tıraşı keskin devrin öncü gelenleri, Ne anasının gözü şeydi gizledikleri, Geçiverdi bu tür şeyleri tarih, Anlaşılmadı katlim aslî hususunda, Huzurunda zaten millî hazinelerin, Hudûdunda göğsümün bıçakla, İmkanında halkın bir ilmek yerinin, Kesilmedi mi Kur'ân-ı Kerîm'den pasta? Çevremde ağır ve çabukça, Tam zamanı çimdikli sesin, Yaşamak ölçülür mü yaşla, Bekliyoruz, Anlamıyız kelimelerin. Hâfî

Gölge Oyunu

Oturunca bulutlara, Gökyüzünden silinmesi gereken, Uyumsuz bir leke, Gizli asker, gizli hasta, gizli tehlike, Söylemedik imsiz ucundan, Bahsetmek şiir olunca uçtuğundan, Kuşlar tanınır ve her şey, Bilinir herkes tarafından, Güya anlamıştır beni çoktan, Güya aşmış belli şeyleri, Geçişmedim halbuki ayıptı, Güzel gözlü yaratıktan. Gerçi koparıldım bu oyundan, Daha millet var, Öylesine yürümedim ya, Uyanan mukavemet var, Omzumdan yansır çoğalır, Ölüm var kalım var. Komşunun işleri iyi olurmuş, Çocukları çalışkan, Sen uzaklardasın bardağın üşür, Saklan gece kadar yayılıp, Güzel gözlü yaratıktan. Dertsiz tutmuyor parça birbirini, Neredeysen yerin değil, Anlıyor elbette omzun seni, Tâ ki senin kadar değil,  Pencereler açık musluk damlalı, Hem merhemi var hem yaralı, Horozlar uyanık veda başladı, Ağır geçiyor gençlik dalından, Uzaktasın, uzaktasın, uzak tasın, Güzel gözlü yaratıktan. Kendimi size satmak için mi biriktirdim, Aklını yarılar şimdiler zekayla, Oysa bir lir kuşu aynası sesin, O...

Balkonuma Yanaşan Güvercinler

Sesin kovulduğu zaman, Dışardan bakardı kaşların pencereye. Yorgun olurduk akşamı seyre dalarken, Gülümserdik inatla, Devrin sası ve alçak yasalarının, Yasak kıldığı o dinç hürriyetle... Ceplerinde sakladığın o siyah farenin, Ara sıra senin etlerinden yiyen, Hani şu göğsüne sırnaşan karanlık, Hani şu, karanlıkla büyüyen, Aklındaki ayak sesleri dinmedi mi? O zaman, Gel militan düşler avlayalım, Politik simgeler sarkıtalım yahut seninle. Politik derken, Adam asmaca yani, Yani cilve. Unutma ki, Gözlerin boşuna sansürlenmedi senin, Göğsünün göğe eş olduğu yıllarda, Bakışlarını boş yere sarsmadılar. Tasarlanırken gizli ayaklanmalar, Altında yerin, Bir casus, Beyni yıkanmış tatlı su komünistlerinin, Aralarına sızınca, Çok gördüler çünkü kanırtan düşlerine, Baş kaldıran suskunluğunu. Bozulacak sandılar oyunları, Oysa zaten bozuktu. Mefkûrevî kuklalar, Engebesiz menfaat, Abdestsiz filozoflardan, Evrensel ahlak dersleri. Okul süslü binalar, Orada yenen haltlar, Yeni yetme gençlerin seviyorum sö...

Yarımşar

Kanat uçları birbirine değen kuş, Rastgele doğmuyor şenliğimiz, Doğru ya geceler saklı tutar, Kelime birikintisi şeyden değiliz. Harfiyen, harfi yen, harfle, Boğul bizimle istediğin gibi, Biliyorum şimdi yok ettim seni, Başlamadı her şey seninle, Ve bitmedi. Ne güzel bir gün, Ne kederli, Ellerimiz. Silindi bazı yerlerim, Yırtıldı kağıttan bir nevî, Akla gelmeyen bir şey gibi, Hatta karayla, Alaycının yanıldığı yarayla. Yer çok yakın, Sesimin sesle silinmiş yerleri, Aç ve geç diyen sese, Aç ve geç kaldım demeyi, Uzatarak saklanmak zamana, Herkesin var diye bir fikri, Konuşuyor duyulacağı zamana. Dünyanın tadı değişti birden, Biliyorum neden. Mağaradan çıkışımı sordular, Yaralılar sızladı engin, İkircik gizemli geldi akşamları, Özlediğimi söyleyebilirim. Ne sulak yollar kurutuldu üstümde, Ne öyle oluyor ne böyle, Biliyorum neden, Artık, Ve yepyeni günler, Masal sesleri içinde. Hâfî

Gölge Kız

Gölge kız, Dilberî siyahla anılan, Yanaşsın övgüye ağrıların. Çiğnenir eşkiya karşında, Göğsünde yarın, Noktalar da bir yolu zaten ayaklanmanın. Gölge kız, Dengeyle karılan, İpliği dayanmanın. Sapasağlam yerleri insansı, Ve zayıf yanlarımın. Hasta nazarlara yalıtkan, Gösterip rengini sabaha, Göğsümde artık leylî anışlar, Acaba neyin olur sana hürmetkâr, Bir direnme yoldaşından başka. Yürü sen öyle devam et, Bu saadete rağbet, Etsin melekler, kuşlar, Savaşta... Sen o yalnızlığı vefakâr, Aklını kalbiyle çelen hür, Göklerin çizgisi damarında, Bizi de götür. Sana meyleden talepkâr, Çaresiz hududunda, Sustukça yok olur sevgin, Sustukça büyür. Gölge kız, Bir şey taşıyan, Pahalı yükünden aşılmazların. Yorgun mücadelelerde bir işaret, Sadakat sancağı senin adın. Minaresi binaları aşan, Bir direniş mabedi gibi, Yorgun kız, Uzanır göğsüne göğün, Secde izi alnında kar parıltıların, Unutulmaz savaşlar verdin, Sıyrılıp büyüsünden, Mel'un tanrıların... Hâfî

Niyaz

Yağmursuz o yolları hep sarmışsa vehamet,  Yağmur bizi teşhis ile aslında elektir.  Bîçâreyi efkarına sürdüyse bu zahmet,  Bir çare-i meftun ile vaslın yetecektir.  Hâfî

Tını

Bulantım, Etrafı büzüştürenim, Duyuşlar sarkıtan öcü. Ayıltıcı sancım benim, Susacak kadar değilim, Gizle çoğalan sokaksın, Saat gecenin üçü. Gözlerini kapat da çıksın adı, Sen diye içinde kim kıpırdadı, Ne uyumlu uyuşur baksana hissi, Beyni bıngıl bıngıl, Aynı çamurdan sızmış akıntı, Yapacak bir şey olmalı zaten, Mühendisimle de görüştüm bunları. Denizin üstünde kırılan beyaz, Değdi mi tabîleşir gençliğim, Uzak ve gökyüzü girer aklıma, Geçmiş günler ve seçtiğim. Karanlıkta gezinen salıncak sesleri, Son günler artık ve yorgun gözleri, Gizli ama sinsi değil, Çığ gibi her iki yanım, Söylemem gerek, Zaman buna hazır değil. Daha mı güzeldir karşı kaldırım, Aynam sakin, şehir durulanmış, Ölümden yakın mıyım kendime, Kaybolacak yer mi yok, İstemezsin bazen şişe olmayı, Düşününce hakikaten sonrayı, Parlıyor bak karşı dağda yıldırım. Bulantım, Saydam anlaşılmazlarım, Hepsinden büyük değil misin onların, Bir ip olmuş sarkarım çeksen diye, Örgünün bir ilmeğinden yer diye, Birikiyorum... Hâfî

Gece Yarısı Söyleşisi

Çıktım gece ah ile, bir ürperti sokaklar, Sıyrıldı bu sözlerimin en nazlı yerinden. Baktım yine kalbime, hep saklandı bulutlar, Saklanmaya başladığın sessiz kederinden. Akşam yine dar ise, hiç dinmez bu karanlık, Sanmak gibi sanki bu harp ondan bu yamanlık. Sessizce dalıp göğe, en hassas yerimizden, Akşamları uykuya biz ondan yakalandık. Bir sor hele hüzne neden pervâ ne demektir? Kırgın yüreğin geceden feryâdı demektir. Akşam güneşinde serinlik faslı sürerken, Efkar ile sancılanan pervâne demektir. Geçtim yine loş ışığın deryâsı sokaktan, Kaçtım gene anlayanın olmaz nakarattan. Bir RABB biliyor beni, ben dermânı ararken, Bir RABB tutuyor beni bak yalnız şu hayattan. Hâfî(gürkan Pur)

Teveccüh

Anlama beni uzakta anlaşılmak, Savaşalım gel tahta kılıçlarla, Tutalım ardını birbirimizin, Aynı safta saf kalpli oyunlarla. Dertsiz korkular üzmesin bizi, Omzumla ağırla birbirimizi, Âhı birlenmiş hakikattir izi, Aynı yollardan sağlam adımlarla. Kim taşır gör yüzleşmekte yüzmeyi, Aynı şarkı çalınınca sürçmeyi, Saklıyorken söylenmeyen bir şeyi, Maharet mi tarifimiz zanla. Anlama gel uzakta anlaşılmak, Zarar gütmez yâren tahta kılıçla, Kendi hâli kendi hâline değil, Boğmasın bizi bataklıkta hınçla. Zarar gütmez yâren tahta kılıçla. Hâfî(gürkan Pur)

İltica

Bir terennüm ver sevgilim, Seni bunlara kafiye yapamam. Sabahın saplandığı doğrudur sancımıza, Sükunumdan paylaşırız şimdi, Yaralarımdan bölüşür biraz. Sabahın kastı alenîken sancımıza, Gece, biz çocukken de mühimdi, Sorulmaz yaşı hıncımıza. Bir temenni ver sevgili, Seni sensiz bulamam. Yürüyüp gitti zaman, Bir katmanda kayboldum. Sayende bir tarifim olacak, Varlığın özüne hücum, Aşık ile maşuk muyum, Deniz ile kum... Bir tebessüm ver sevgili, Seni hâfi kılamam. Saklanacak tek yer, Sendedir başkası hapis. Göğsümü fışkırmalıdır yurduma yaşam, Hem otuz kere ALLAH-u Ekber, Hem de babam polis. Bir tefekkür ver sevgili, Bî-efkar duramam. Ağrı dinç, sevgi dinç, korku dinç, Sevgi dinç, ağrı dinç, uyku hiç, Ey yaramdan onduran yüksek sevinç, Aşkı bilmiyorsam eğer, Senden öğrenmeliyim. Atlar kaldırıldı yürürlükten, Uzakta rabıta kadar evim, Sayılmam elbet tek başına, Yorgunum ve eve gitmeliyim. Bir teveccüh ey sevgili, İzi meşkûk olamam. Uyandır yalıtkan uykul...

Devriye

Ey kağıt parçalan benimle, Sadık kedi vermiyor ihsanını, Bilge bir söz gibi oturmuş omzum, Bekliyor da cam dağılma ânını. Nazlı sitem ille bulunmak ister  Eğriltir avını kıvrak kayboluş, Aklına gelmez bir ağacın gülüm pek, Seher vakti uykusunda sağır kuş. Serçeler gibi seker gündüz yeri, Taşınmaz tapusu idarî kağıtta, Akşam ilerleyince bir anlama gelmeyi, Taşırsam koş, yoksa bağışla. Ey kağıt parçalan benimle, Derdimize himmet vermez kuruşlar, Mislin evlâ saydı zâlim aslından, Halden bilmez kurum ve kuruluşlar. Köpek sahte tegannîne hoşt çeker, Edep hayâ duyar sende bulunmaz, Ademoğlu ceddi gibi tövbe der, Cedde iftirada bir sanat çıkmaz. Yeni sözler çağırdım çöl yerine, Karmaşada gizli ahenk sönmedi, Şu elimden bir şey gelmez sanmayın, Bütün foyanızı dökmek gibi. Yarın dirilir bir şeyler eli belinde, Cevabını çekiyorlar sorulacakların, Ey kağıt parçalan ki benimle, Taşkında huzur, kucaklarım. Hâfî

Bir İzah Değil

Taşınmaz yükle yükleme beni, Kim kimin bardağı nerden bileyim... Bir ağaç gibi ciddi, Su gibi serin, İstikamet senden dileğim. Yarım yamalak kusur yamamak, Kendimle başbaşa ikide birde. Düşünceliydim fazla, uzaklaşmış olamam, İki arada kayboldum, Bir dere nerede?  Kalbimdeki buğu iyice yayılmış, Onu bir hohlayıp silmek gerek. Emzir beni uğrunda benden geçelim, Kendinden içirmektir emzirmek.  Ne ben kendimdeyim ne kendim bende, Gaflet ki gönlü sarmış perde, Yüreğimden göğsüme çarpan haberde, Ne ben kendimde ne kendim bende. Hâfî

Nöbet Resitali

Çocukken de böyleydim, Fakat daha iyi, Babam zamanı sorgular, Adam olmam hususunda, Efendilerim hayr murad eder, Annem insan yetiştirirdi, Kardeşim küçüktü daha.  Çocukken de böyleydim, Ziyadesi hatta, Ruhum elverişliydi, Çocuklar teskin mukavemet için. Kocaman dualar ederdim, Sâhi neydi sitemim, Söylerlerdi adımı, Bilmezlerdi kimim.  Daha o yaşta, Bizim sandığım fikrler ve dünya, Bölüşmüştü bizi. Kaça ayrılır bilim dalları, Yalnızken kaça ayrılırım, Burası değil ağrımız, Gidelim mi? Daha o yaşta, Güzel sandığım savaşta, Sımsıkı kilitli. Kaça kadar sayar çocuklar, Yalnızken kaça ayrılırız, Uyuyakalmış milletim, Mühim mi?  Büyüyünce hep, Ehlîleşmiş ümmet ruhunda, Beynelminel çıplak yüzlü konuşma, Koymaz elbet sen taşarken beklemek, Bürokratik hizmetler kuyruğunda, Kimyevî iknâ kaabiliyeti mühim, Dolmaz onsuz katl-i sübyan listesi, Sözlerini saklayan millî marşın bestesi, Olmaz olsun yoz terakkî zümresi. Ezan-ı Muhammedî musıkî diyorlar, Hafta sonuymuş iki eksilt yediden, S...

Çatal

Kalmadı artık bahanesi, Basbayağı belli gerçek kül çiçek, Aktığın şey dolduğunun bir izi, Gözlerine baktı her şey kül çiçek.  Gözlerinde değişir de gözlerim, Döndürülür cümle âlem nakışla, Taş altında el sıkışıp o kışla, Meydanımda muhteşemdi gösteri, Iskalandı lâkin peltek bakışla.  Gülümse, her şey yolunda, Her rolü mevcud bu pistin, Yaşasın bağımsız Ukrayna, Görünmezlik mucîdi Filistin...  Ve daha oyunlar nice, Neden gitti alamancı emice, Unuttum aklımın kalan parçasını, Bilemezsin, anlattım da yenice.  Yalpa, Sızar testi sormasak da, Nazar gelir dost kaşını çatınca, Bilir elbet herkes kendi kaşınca, Şimdi bakıp en kavisli aynada, Damla suda kayboluyor, İplik damlada.  Tahammül, Baygın düşmüş gözlerin arasında, Ayılsın artık bu yorgunluk, Böyle hayal etmedik aslında, Biliyorum, Biliniyor muyum?  Bükülür mü bileğim ordulara kauçuk, Sana hakkın dokuz derler, Bize altı buçuk, Gölge sokaklarında bir terennüm seçerim, Güneşin tâ alnında şiir sızar geçerim....