Kayıtlar

#GürkanPur #Dedektifh etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Cem-i Cuma V

  Bize kışt demeyen bizi duasıyla ihtar etmiş ve vazife kendini hatırlatmış bulunuyor. Yalnız buna kayıp demek derin düşünceler uyandırabilir, bunun yerine neyin kazanıldığı bilinir mi, yerine bir kazanç var mı, ne uğruna kayıp ve kazanç? Kâfî geldi mi? Sahilden Geçen İki Kişinin Aydınlatma Direğine Takılan Gözlerinden Yansıyanlar - İbrahim Orhun Kaplan: Sizi tutuyorum ama neden, böyle olduğu için mi? Öyleyse neden böyle... Rahat ve rahatsız olmak da bir n'içinle kazılırsa her şeyi görüp içi rahat olmak ve geceleri başını rahat yaslamak kendinden eminlik ve vicdanî suçsuzluk olabilir. Kendinden emin olmaksa kendine güvenmek anlamına gelmez, emin olmak bir şeyden güvende olmak demek. Yani ona karşı güven içerisinde olmak. Kendine güvenmekte de yine güven söz konusu olsa da bu daha çok kendine dayanmak manasına gelir. Bundan ötürü kendinden emin olan kendini, hududunu bilir, kendine güvenense iddialıdır o kadar. Öyle değil mi, yoksa değil mi? Değilse sağlam bir açıklama gerekec...

Cem-i Cuma IV

Fatih Tekin 'in "Kaybettiklerimiz Üzerine Bir Deneme 2"  başlıklı yazısını okuyorum. Pek haklı, az ama öz bir sözle başlanmış yazıya ve devamında da yine haklı bir eleştiri... Çoraklaşmış tefekkür arazimizden bahsedilen noktada görme ve ilan etmedeki noksanlığımız dile getirilmiş. Kendimizi ifadede duyulan sekte ne diyeceğimiz ve ne dememiz gerektiğinin hazır ve atik hissinde duyulan noksanlıkla da ilgili olsa gerek. Yani muhataba anlattığımız şeyin cevabını önce kendi içimizde vermekle ilgili bir şeyden bahsediyorum. Adalet ve eşitlik ayrımına tekrar değinelim, her eşitlik adalet değildir zira adalet hakkını teslim etmektir. Öyleyse adalet insana daha yakışan, insanı insanlaştıran bir şeyken eşitlik çeşitli oyunlarla çeşitli tarafların kendi işlerine geleni uydurmaları için çift yönlü bir araç. Evet, en büyük zulüm şirktir çünkü yapılan haksızlık burada daha büyüktür. Allah Teâlâ'nın kendisine verdiği nimetleri inkar, kendi varlık haddini inkar, Rabbi'nin kulu ...

Cem-i Cuma

 Müselman Cahit Severgil'in, Kısaca Zaruret İlmi , yazısını okudum, yazıda anlatılan zaruret hakiki anlamına kayda değer delillerle iade edilmiş.  Zaruretin ne zaman gerçek olduğunu anlamak bir şeye neden mecbur olacağımız, bir şeyi ne uğruna göze alacağımız hususunda daha duru bir bakış kazanmamıza yarıyor.  Gerçekte neye mecburuz, en temel gereklerden tutarsak gıdaya mı, para kazanmaya mı, iyi bir şey olmaya, bir iyi yer kazanmaya yahut bir şekilde bir şey olmaya mı? İyi ne demek, neye iyi denir? Mihengi hakikatsiz irtifâlar başıboş savrulmalardan başka bir şey olmaz ve fıtrî denge cetvelinden sapmakla sonuçlanır. Bu muhasebeden buraya çıkıyoruz. Felsefenin bizi savurduğu gerçeğiyle yüzleşmek için bunu anlamak kâfî değil mi?  ...  Oğuzhan Âsım Güneş'ten Muharririn Sonsuz Yolculuğu VIII. Bab 'ı okudum... Böylece felsefî bunalımların aslında neticesiz bulanımlar olduğunu bir kez daha öğrendim. Yazıdaki düşünüm ve tefekkür ayrımı değerli bir incelikti. Zira bizim...