Zaman Çemberinin Peşinde
6 Ramazan 1442 / Erzurum-Palandöken İnsanoğlu yazarak var olur diyebilir miyiz? Yazmaktan kastımızın ne olduğunu ortaya koyduktan sonra bu soru cevaplandırılmaya daha müsait olur. Yazmak yâni bir şeyleri zapt-u rapt altına almak, geçip giden zamanı dondurma teşebbüssü ve bu teşebbüsün verdiği cüretkarlıkla kaleme sarılmak. Elbette yazmayı kaleme hasretmeye itiraz edilebilir. Ama eğer bu düşüncelerimi ben kayıt altına alıyorsam, ve bunu yazarak yapıyorsam mevzumuz yazıya denk düşmelidir. Yazıyorum çünkü var oluyorum diyemiyorum, çünkü sağımda ve solumdaki meleklerin ben akıl bâliğ olduğumdan beri yazmakla meşgul olduklarını biliyorum. Benim yazacaklarım da onların yazacaklarının altında. Ne kadar yazarsak yazalım yazdıklarımızın onların yazdıklarından ayrılabilir tarafları olmayacak. Öyleyse yazarken de -bunu insanlara açmasak dahî- bir mukayyetliğimiz söz konusu. Muhayyerlik bahşedilmiş mukayyetlik. 6 Ramazan 1442. Bu gece iftar saati civarında İstanbul'dan Er...