Kayıtlar

#Mektup etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sahilden Geçen İki Kişinin Aydınlatma Direğine Takılan Gözlerinden Yansıyanlar

İbrahim Orhun Kaplan'ın kendine yazıp, Osman Tuç'a ithaf ettiği mektup. *** Azizim, Bir akşamüstü sahilde yaptığımız gezintiyi hatırlıyor musun? Aydınlatma direklerini işaret ederek, “Düşünsene, kim bilir kaç insan kendisini orada asılı hayal ediyor, kaç insan hayatını o direklere asacağı günün ıstırabıyla yaşıyordur” diye sormuştun. O an için sana verecek cevap bulamamıştım. Çünkü ne demek istediğini ve bir insanın kendisini neden orada hayal edebileceğini zihnimde canlandıramamıştım. Şimdilerde insanların kendilerini bir direkte asılı hayal etmesinin ne demek olduğunu anlasam da hakkında konuşmaktan çekiniyorum. Çünkü intihar edemeyenlerin, hayatlarını intihara çevirdiğini ve sırf bundan dolayı çevresini de kendi acılarına ortak ettiğini düşünerek, bu durumun ne kadar dehşet verici bir çıkmaz olduğunu biliyorum.  Hakkında konuşmaya cesaret edemesek de, o gün, ıstırabını, çilesini ve isyanını şiirleştirenleri hatırlamıştık.  İsmet Özel şöyle demişti: “Karanlık sözler yazıyo...

İzler: İbrahim Orhun Kaplan’a Mektup

Sevgili İbrahim, Celal Kuru , Yahya’ya yazdığı mektupta şöyle diyor: “Yazmakla konuşmayı ayıran en bariz şey; tanıdıklarına konuşur, yabancılara yazarsın.”  Sana mektup yazıyor olmam, kendini yabancı olarak hissettirmesin lütfen. Ben aslında mektup yazmayı beceremem. Hatırladığım kadarıyla en son mektubumu, on iki yıl önce askerde, bölük komutanının “Herkes bugün istediği birine mektup yazacak” emri üzerine yazmıştım. Kimseyi kendime uzak görmediğim için olsa gerek bir daha böyle bir girişimde bulunmadım. İnsan tanıdıklarına konuşur dedim ama seninle geçirdiğimiz zamanların çoğunda konuşmayı pek de tercih etmediğimizi, genelde bu zamanların sükut içre geçtiğini hatırladım. Bu sükutun, “Susmanın faziletini bildikleri için konuşmuyorlar” kaidesinden mülhem olduğu iddiasında da değilim. İnsan kendiyle konuşmaktan, başkasıyla konuşmaya fırsat bulamaz bazen.  Aklıma, geçtiğimiz Aralık ayında, vefatının üzerinden on sekiz yıl geçen babam geliyor. Susmak veya çok konuşmamak irsî ol...