Şiir Üzerine
Yıllarca bunun için uğraşıp, kalemi yalnızca kalem gibi görmeyerek ve örgü dizer gibi her yeri bir başka şeyi çağrıştıran, sonunda ise hep O'na çıkan duygularla, hudutsuz değil misilsiz uzanış... Bir adımla bin adımın bir olduğu, yaşamak fiilinin aslının her yönüyle ve yalnızca yürekte bulunduğu, içi soyut dışı somut denilirken, aslında o mücerret handa ne müşahhasların unutulduğu, gel gelelim, bir yere kadar gelebildiğim lakin öteye geçemediğim bir derinlik. Her şeyimi ona borçlu olmadığım ama usül kanadında hep kuşandığım, hem bildiğim hem bilmediğim, biliyorum derken de bilmediğim fakat en azından bilmediğimi bile bilmediğim bir sürü şey arasından bununla en azından bilmemeyi becerebildiğim bir derinlik. Ulaşılan değil ulaştıran, sadık yarim değil ama dolaştıran... Ne bileyim işte müptela gibi bir şeyim. Meftun olunan değil bu ama biz derdimizi bununla anlatmışız. Herkes ona buna sanarken, biz O'na yazmışız. Ha varmış mıyız? Ya şair miyiz? Usül denilince zaten, müb...