Muharririn Sonsuz Yolculuğu, 13. Bab: Estetiği Güncelleştirmemek
" Sanatın eski günlerinde, Yapıcılar, işliyorlardı büyük bir özenle, Tanrı'nın o her gün, her yerde Görünmeyen varlığını gözeterek." - Henry Wadsworth Longfellow 12. Yüzyıl İtalyan Hümanizması'na kadar estetiği gören gözlerin bakış açısı, tapınma duygusuyla dünyaya teşrif eden insanın aidiyet hissiyatıyla ihya oluyor ve elleriyle var olan insan; elleriyle ortaya koyduğu her türlü cismaniyetin nüvesine ilahi bir mana üflüyordu. Varlık bilincini mutlak teslimiyetin inanç buyruğuna mahsus kılan insan, adanmışlığın ve benlikötesinin keşfiyle, insanüstü hasletlere medar olmuş ve estetiğe dair her ne varsa bu mayayla yoğurmuştu. Bu yoğuruş, mevcut olanın cevherine bakmaktan, bakabilmekten başka ne olabilirdi? Batı dünyası 12. Yüzyıla kadar sapkın bir inanışa değil, hakîkî bir inanışa sahipti. Ne var ki onların sapkınlığı inanışı değil, inandıkları, inandırıldıkları yalanlardı. Yine de gayba inanmak, sonsuz bir kudretin var olduğuna iman etmek, Ademoğlu'nu beşer...