Anlamın Tamamen Kaybı: "Gönlün Kapanışı"
İnsan fertleri olarak etrafımızda cereyan eden hadiselerin bizde uyandırdığı tedailerin sürüklediği yerin ruhumuza iyi gelmek şöyle dursun bizi daha da perişan kıldığını müşahade etmeyenimiz yoktur. Ne var ki müşahadelerimizin anlam kazanması bu olaylara biçtiğimiz kıymetin “ne”liği ve “nereden” geldiği ile alakalıdır. Küllî yâni bütüncül bir anlam kaybına uğradığımız dünya hayatında bu hayatın içerisinde karşımıza çıkan cüzî olayların karşısında şaşkınlığımızın gün geçtikçe artması bizi selamete değil felakete duçar kılmaktadır. Şaşkınlık bir olay karşısında ne yapacağını bilemeyişin getirdiği bocalamadır. Buna karşılık hayret ise İslam tefekkürünün terviç ettiği (revaçta olmasını teşvik ettiği) bir makamdır. Bu makamda şahidi olunan olayların insan ferdini taşıdığı yer kendini daha çok “bilmek" ve bu “bilişi” de derinleştirme yoluna giderek gönlümüzü mutmain kılmakla alakalıdır. Bu anlamda bilmekten murat “kendini bilen Rabbini bilir” hikmetidir. Yâni malumat açısından bir “bi...