Evvel selam olsun, kayıtsız şartsız "Aleykümselam" diyenlere.. Rahmet duası alıp, rahmet olsun diye dua edenlere.. Pek kıymetli dinleyici kardeşlerim, büyüklerim, küçüklerim, emsal bildiklerim, gözümde büyüttüklerim ve hassaten hasretiyle tüttüklerim.. Memleketin dört bir yanından beni dinlediğinizi biliyor olmak, beni ziyadesiyle heyecanlandırıyor efenim. Var olunuz, berhudar olunuz, bahtiyar olunuz. Oralardan haber edin.. Koç kuzuya durdu mu? Cemre gelip yüreklere kondu mu? Pazar yerinde hak terazi kurulup, alan razı, veren razı oldu mu? Diriler ölüleri anar mı? Küçükler büyüklerini sayar mı? Haber edin a dostlar; bunlara mugayir hal-i ahval içre olan, öküz diye çifte sürülsün, sürtsün burnu, sürüm sürüm sürünsün. Bildiğiniz üzre, geçen hafta gerçekleştirme gayretinde olduğumuz, hakkını verme noktasında acayip emek yorduğumuz programımız birkaç sıkıntılı hadiseye istinaden yarı da kalmış, akış bir tık sekteye toslamıştı. Dinleyicilerimizden Kahya isimli vatandaşın iste...
Yaşım dolayısıyla yaşamıyorum, Anlamını yeniden öğrendim kelimelerin, Ne bekliyoruz, Çevremde çabucak bir parça, Tam zamanı değil mi seslerimin... Savaşta yorgunuz şafakta suçlu, Bir garez mi bahsim göz yaşartıcı hazda, Maarif yolunun mayın tespiti için, İnce önlüklü istikbal birlikleri, Her biri anasının gülü dipdiri, Tabâbet üryan bir cisim halini alınca, Tıraşı keskin devrin öncü gelenleri, Ne anasının gözü şeydi gizledikleri, Geçiverdi bu tür şeyleri tarih, Anlaşılmadı katlim aslî hususunda, Huzurunda zaten millî hazinelerin, Hudûdunda göğsümün bıçakla, İmkanında halkın bir ilmek yerinin, Kesilmedi mi Kur'ân-ı Kerîm'den pasta? Çevremde ağır ve çabukça, Tam zamanı çimdikli sesin, Yaşamak ölçülür mü yaşla, Bekliyoruz, Anlamıyız kelimelerin. Hâfî
Çıktım gece ah ile, bir ürperti sokaklar, Sıyrıldı bu sözlerimin en nazlı yerinden. Baktım yine kalbime, hep saklandı bulutlar, Saklanmaya başladığın sessiz kederinden. Akşam yine dar ise, hiç dinmez bu karanlık, Sanmak gibi sanki bu harp ondan bu yamanlık. Sessizce dalıp göğe, en hassas yerimizden, Akşamları uykuya biz ondan yakalandık. Bir sor hele hüzne neden pervâ ne demektir? Kırgın yüreğin geceden feryâdı demektir. Akşam güneşinde serinlik faslı sürerken, Efkar ile sancılanan pervâne demektir. Geçtim yine loş ışığın deryâsı sokaktan, Kaçtım gene anlayanın olmaz nakarattan. Bir RABB biliyor beni, ben dermânı ararken, Bir RABB tutuyor beni bak yalnız şu hayattan. Hâfî(gürkan Pur)
Yorumlar
Yorum Gönder