Kayıtlar

#FatihTekin #Deneme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mücadelenin Dönüşen Hikayesi : "Şahit ama Gaip"

    İnsansak ve insan kalmak istiyorsak mücadele etmek zorundayız. İnsan olmayı dert ediniyor isek derdimizin dermanı insan olmanın asgari şartlarını teminle mükellef olduğumuzu ikrar etmektir. İkrarımız kalbimizle ettiğimiz tasdikin bir aks-i sedâsı değilse çoktan “insan” olmaklıktan kopmuşuz demektir. “Özü sözü bir” diye vasıflanan insanların bu vasfa sahip olmaları, bu vasfı haketmelerinin sebebi kalp ile tasdik ettiklerini dil ile ikrar etmeleri, bir şeyleri gizleme yoluna girerek çeşitli hilelere, göz boyamalara başvurmamalarıdır. Bugün içinde bulunduğumuz dünya (bir mekan olmaktan çok, zamanın ruhuna sinmiş, üzerini kaplamış anlayış bütünlüğü olarak dünya) özümüzü yıpratmak, sözümüzü muğlak kılmak, sözümüzde izhar olan özün altını oymakla kaim olabilen bir dünyadır. Bu dünyada insanın özünün ve sözünün bir olması, fertte akseden bu birliğin bir cemaate ardından cemiyete sirayet etmesi bu dünyanın ayakta kalmaklığını en çok tehdit eden şeylerden biridir. Dürüstlük dediğim...

Muhasebeden Mücadeleye

  İnsanoğlunun kendi yapıp ettiklerini anlamlandırması kendini anlamlandırmasıyla atbaşı gider. Kendini anlamlandırmada meydana gelen boşluklar insanın yapıp ettikleri dolayısıyla dolmazlar. Çünkü yapılan şeyler yapanın niyetinden kopuk bir şekilde dış dünyaya çıkmazlar. Hariçteki hadisenin bağlı olduğu şeyin niyet olması, niyetin de bir fiilden çok kalbî eylem oluşu meselenin ortaya çıkan şeye (her ne ise) indirgenemeyeceğini gösterir. Iskalanmaması gereken hikmet olarak ise “amellerin neticelerine göre hükmolunacağı” bir yerde “amellerin niyetlere göre oluşu” bir yerdedir. Bu ikisi arasında insan kendini bilebilir, bilme imkanına erebilir. Kendini bilmek yolundaki kişi şuur seviyesini olması gereken yere raptederse itidali sağlar. İtidali sağlamak ise merkezi tutturmak demektir. Diğer yandan unutulmaması gereken şey başlı başına bir “iyi niyet”in herhangi bir meseleyi meşrulaştıramayacağıdır. Yoksa iş Bektâşi fıkrasına dönecektir.  Muhasebe insanın kendisini tayin ettiği u...

Riyânın "Rüya"laşması: Görünmenin İğvâsı

  İslam düşüncesinde nefsi tezkiye bağlamında insanın her halinde “ihsan” makamına ulaşması meselesi en ehemmiyetli mevzulardan biridir. Bütün bir Tasavvuf geleneği insanın islam – iman – ihsan katmanlarından üçüncüsünün ilk ikisini de içerecek şekliyle gerçekleştirilmesi üzerine kurulmuştur. Meşhur Cibril hadis-i şerifinde geçtiği şekliyle Allah Rasulü aleyhisselama sorulan ihsanın “ne” olduğu sorusuna cevabı “Allah’a sen onu göremesen de onun seni gördüğünü bilerek onu görüyormuşcasına ibadet etmendir” şeklinde vukuu bulmuştur. İhsan makamı insanın hayatın seyri içerisinde yaptığı “ne” varsa onu Allah’la ilişkilendirmesi, Allah’tan bağımsız, Allah’a çıkmayan bir yolun varlığını kabul etmemesi ve hayatını bu düsturla kurmasını sağlayan makamdır. İnsanın kendisini yaratanın onu gördüğünü idrak ettiği bir makamda, başka gözler onun için ikincil plana düşmüş; başkalarının gözleri insan için daima tehlike arzettiği şekliyle kendisini güdülemeye müsait yapısından boşalmıştır. Yapılan h...

İnsan Olamayışın Istırabı -6-

  İnsan olamayışın ıstırabını duymak insan olmanın şerefine yakışır bir yere varacaksa anlamlıdır. İnsanoğlunun dünya hayatında yapıp ettiklerinin varacağı yer insan oluşun kemaliyle alakası nispetinde Allah katında değer bulur. “Üstünlük takvadadır” hadis-i şerifinden anladığımız üzre insan olmanın hakikati takvaya merbut bir hayatı yaşamakla mümkündür. Bu mümküniyet imtihanın kendisidir. Mümkün olanlarla sarılı bir hayatta doğru ve güzel olanı seçme muhayyerliğine sahip olarak tüketiriz nefeslerimizi. Diğer taraftan nefeslerini tüketenler insan olmanın hakikatini dert edinmeyenlerdir. İnsan olmak derdiyle mücehhez olanların nefesleri tükenmez, vazifelerini yerine getirmenin verdiği sükunetle sonsuzluğa emanet edilir. Vakti gelince bu dünyadaki mücadelenin karşılığını Allah’ın ikramıyla almaktır söz konusu olan insan olmayı dert edinenler için.  Ne söz, ne yazı. Kalabalıkların önünde biteviye icra edilen bir senfoni de değil insanın yarasına merhem olacak olan. İçine dönmek...

İnsan Olamayışın Istırabı -5-

   İnsan mukayyet olandır. Mukayyet kelime manası itibariyle kayıtlanmış demektir. İnsanın kayıtlanışı evvel emirde Allah’ın onda yarattığı fıtrî istidad olarak vicdanı dolayısıyla gerçekleşmektedir. Bu vicdana sahip çıkarak bir ömür sürmek de, onu öldürmek ve canavar haline gelmek de insana verilmiş seçeneklerdendir. İmtihan hayatı, ölümün ve hayatın sırrı insanın Allah’a kulak vermesi üzerine kuruludur. Allah’a kulak vermekten çekinmek, “işittik ve itaat ettik” demekten geri durmak isyanın doğuracağı zulümlerin tetikleyicisidir. Mukayyet olmanın insanlar arasında meşhur şekliyle bir diğer manası da sahip çıkmaktır. Sevdiklerimiz güvendikleri birilerine bize mukayyet olmalarını telkin ederler. Mukayyet olunmadığımız müddetçe belalarla karşı karşıya kalmamızın daha kolay olduğuna inanırlar. Allah’ım aklıma mukayyet ol deriz. Başımıza gelen olayların idrakimizi zorlaması bize bu nidayı ettirir. İnsanı insan kılan şey de bir bakıma kayıtlanmış olduğunu ikrar ile kayıtlandığı şey...