Cem-i Cuma V

 

Bize kışt demeyen bizi duasıyla ihtar etmiş ve vazife kendini hatırlatmış bulunuyor. Yalnız buna kayıp demek derin düşünceler uyandırabilir, bunun yerine neyin kazanıldığı bilinir mi, yerine bir kazanç var mı, ne uğruna kayıp ve kazanç? Kâfî geldi mi?

Sahilden Geçen İki Kişinin Aydınlatma Direğine Takılan Gözlerinden Yansıyanlar - İbrahim Orhun Kaplan:

Sizi tutuyorum ama neden, böyle olduğu için mi? Öyleyse neden böyle...
Rahat ve rahatsız olmak da bir n'içinle kazılırsa her şeyi görüp içi rahat olmak ve geceleri başını rahat yaslamak kendinden eminlik ve vicdanî suçsuzluk olabilir. Kendinden emin olmaksa kendine güvenmek anlamına gelmez, emin olmak bir şeyden güvende olmak demek. Yani ona karşı güven içerisinde olmak. Kendine güvenmekte de yine güven söz konusu olsa da bu daha çok kendine dayanmak manasına gelir. Bundan ötürü kendinden emin olan kendini, hududunu bilir, kendine güvenense iddialıdır o kadar. Öyle değil mi, yoksa değil mi?
Değilse sağlam bir açıklama gerekecek, öyleyse de ama neticede rahatsız olmayı tercih ederek de kendinden emin olunabilir, kendine güvenense kendine yapacağı muhasebede zayıf düşebilir. Kendinden eminsen bir mübareğin de dediği gibi bildiğini, öğrendiğini değil inandığını söylersin, işte bir şeyden emin olmak... Müslümanların elinden ve dilinden emin olmak. Bunların bu yazıyla alakası aranıyorsa hem var hem yok, bilinsin. Doğru söze ne denir ki vardır, bir de bu söz doğru mu? Şimdi bu söz doğru mu?
Kafana göre derler, peki kafan neye göre...

Makaleler I: 19. Yüzyılda Kafkasya'da Tasavvuf ve Cihad - Fatih Tekin:

Meyve veren ağaç taşlanır. Bu söz bu yazıda bahsedildiği gibi tasavvufa karşı kötü muamele ve algının özeti. Burada ağaç tasavvuf oluyor. Bir de bir yazıda okumuştum, meyve ağacı ve meyveli ağaç inceliği. O da yine bizim imtihanımızla ilgili...
Düşmana yanaşan biz görünümlü sinsi düşmanlar... Düşman kavramını tartıştık geçen gün, aslında düşman gördüğün yerde öldüreceğin kişi mi yoksa kendisine dostluk güdülmeyen ve kendisinin de bize dostluk etmediği, hiç değilse düşmanımızla iş tuttuğu, dolaylı yahut dolaysız birbirimizden olmadığımız, kim olursa olsun biz olamayan, görünsün yahut görünmesin bizden de olmayan... -mıdır?
Zaten belli olanı söylemek hez zaman gerekmez, bu yüzden cuma günleri yazılarını yazmak daha yüksek çıtalı. Burada "bugünün yazıları" diyerek kelime oyunu yapabilirdim ama o gün bugün değil...

Çatık Kaşlara Çatınca - Oğuzhan Âsım Güneş (Münhasır):

Yaka silkmek değil yakasına yapışmakla tesir eden Bizim Şair, anlaşılan kınından çekmiş nihayet tahta kılıcını. Bilmeyen varsa diye söylüyorum, tahtası kesmesin diye tahta, kılıcıysa susmasın diye. Buna, yakın tarihli bir eserle icabetim müstakil halde okunursa daha münasip olur, kezâ yarın...

Başka Yol Yok mu? - Olgun Verim:

Yazısını başlığıyla özetleyen yazarımızın da dediği gibi. Hikayede geçtiği gibi birileri fâsid bir teamülü mûtad hale getirseler ve "Bunu mecburen ve kasten yaptık, yani bir yanlışlık yok" deseler, birinin çıkıp "Hayır bir yanlışlık var" demesi lazım gelir.
İsmet Özel'in dediği gibi -hatırladığım kadarıyla söylüyorum- sağcı mevcud düzenden razıdır ama solcu ise rahatsız, yerine başka bir şey getirmek ister; müslüman bunların ikisi de değildir. Neden öyle? Çünkü müslüman başı ile sonu, doğru ile ile yanlışı, hak ile batılı yani her şeyi İlahî bir emir ve Nebevî şuurla kabul eder, haddini bilir, böylece bir şeyden razıysa Allah razı olduğu için, rahatsız ise Allah hoşnut olmadığı için rahatsızdır. Ne uğruna kazanç ve kayıp sorusunun kilidi onun için böylece selametle çözülüverir. Çünkü o değiştirmeyi  değişmeyi ve ne olursa olsun sabit kalmayı Allah uğruna göze alır. Bu hak inanç ona hem hakikati öğretmiştir, hem de şuur, küktür, ahlak ve anlayış sağlamıştır.
Bu yüzden asıl direnişçi müslümandır diyerek direniş kavramını derinleştiriyor ve verdiğim araya kayıp gözüyle bakılmasına pahamı îlan olarak bakıp teşekkür gösteriyorum. Dua bekleriz, vesselam...

Gürkan Pur

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lamba

Dokunaklı Sözler

Gece Yarısı Söyleşisi